* Serbest piyasa verileridir

BAŞKAN ALİ BAHAR: PANDEMİDE ÜRETİM HİÇ DURMADI

Milliyet Akdeniz Bölge Gazetesi’nin İş'te İnsanlar röportaj serisinin bu haftaki konuğu Antalya Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu Başkanı Ali Bahar oldu. Pandemi döneminde Antalya Organize Sanayi Bölgesi olarak zoru başardıklarını söyleyen Bahar, "Bu dönemde üretim bir gün bile durmadı. Bütün sosyal koşulları kontrol altında tutmaya çalıştık" dedi.

Ali bey, İş'te İnsanlar okuyucularına Ali Bahar'ı anlatır mısınız?

Ali Bahar, Antalya'nın merkezinde doğmuş bir kişi. Şarampol’de Giritli bir ailenin çocuğu. Klasik olması gerekirse ilk, orta ve liseyi Antalya'da okudum. Üniversite hayatına gelirsek, inşaat mühendisliği bölümünü bitirmiş, aynı zamanda inşaat mühendisliği okurken de pedagojik formasyon da almış birisiyim. Bunu çok önemsiyorum çünkü mühendis dediğiniz zaman tamamen matematik ile alakalı birisi karşınıza çıkıyor fakat işin sosyal, insani tarafına bakınca o pedagojik formasyonun beni daha ne kadar fazla geliştirdiğini görebildiğimi düşünüyorum. Matematiğin yanında sosyal tarafa da çok fazla etki ettiğini düşünüyorum. İnşaat mühendisi olduktan sonra 3 yıl çalıştım ve çok genç yaşta şantiye şefi olabildim. Daha sonra kısa dönem olarak askerliğimi tamamladım. Askerlik sonrasında da ticaret yapmaya karar verdim. Çünkü ailemin tamamı ticaret erbabı, tacirdiler. Hep gıda işi ile uğraşmışlar. Dedemden, babamdan gelen bir tüccar olma alışkanlığı vardı. Her ne kadar mühendislik okumuş olsam da evde alınan ve verilen nefes bu olunca sizde de ister istemez bu yetenekler oturmuş oluyor.

2021 yılında hedefleriniz arasında yeni ürünler var mı?

Var, ürün yelpazemizi zaten sürekli olarak inovatif ürünlerle geliştiriyoruz. Yurt dışı ihracat tarafımızı da çok fazla geliştiriyoruz şu anda ve çok iyi gidiyor. Yine yurt dışında Avrupa’ya satabileceğimiz ürünler için Amerika’da yatırım yapma planları üzerinde çalışıyoruz çünkü Avrupa ve Amerika'dan konserve ürünlerimize inanılmaz talep var. Fakat bu ürünleri şuan mevzuat durumlarından gönderemiyoruz. Dolayısıyla belki bu ülkelerde yatırım yapmayı araştırıyoruz. Bu bizim için önemli bir atılım. Ayrıca et ve süt ürünlerimizde birçok distribütörlüğümüzün yanı sıra gayrimenkul geliştirme ve sigorta ile ilgili şirketlerimiz var. Böylece 6 tane firma ile Antalya'ya hizmet ediyoruz.

Ali bey, konu gıda ve üretime gelince aklıma hemen, son zamanlarda sık sık karşımıza çıkan, ürünlerdeki fahiş fiyatlar ve katkı maddeleri ile ilgili neler söylemek istersiniz. Gerçekten fahiş fiyatlar var mı?

Şimdi, bu konuda bakanlıkların iyi çalıştığını düşünüyorum. Ürünün arkasında ne yazıyorsa içinde de onun olduğunu düşünüyorum. Özellikle gıda konusunda Tarım Bakanlığı’nın ürünlerin incelenmesi konusunda oldukça etkin olduğunu düşünüyorum. Ürünlerin fahiş fiyatlarına gelince, burada şuna dikkat etmemiz gerektiğini düşünüyorum. Ürünün raftaki fiyatıyla değerlendirilmesinin yanlış olduğu kanısındayım. Eğer bir ürün fahiş fiyatsa, bunu raf fiyatıyla cezalandırmak doğru değil. Bunun hammadde tarafına bakmak lazım. Biz şimdi şunu görüyoruz, bizim ürünlerimizde fiyatlarlar çok hızlı artıyor, sebebi tamamen hammadde kaynaklı. Hindi etinin son raf fiyatına gelene kadar nelerle karşılıyor hindi eti, yem yiyor, bugün soya, mısır, buğday fiyatları inanılmaz artıyor. Sadece Türkiye’de değil, tüm dünyada artıyor. Vitaminler, premiksler, bunlar dolarla, kur ile alakalı. Dolar artınca onların fiyatı da otomatik olarak artıyor. Biz üreticiler de o zamlar ile karşılaşınca, o ürünü nasıl zamsız getirebiliriz raflara. Eğer bu işin derinine inebilirsek, daha kalıcı halde çözümünü sağlarız. Örneğin ben bir araştırma yaptım. Bugünlerde en fazla zamlanan ve şikayet ettiğimiz tavuk fiyatlarını üretici arkadaşlarıma sordum ve korkunç zarar ettiklerini söylediler. Bilançolarına bakarsanız, 2020'de zarar açıkladığını göreceksiniz. Şimdi burada bir paradoks yok mu? Tavuk fiyatları çok çıktı şikayet ediyoruz, üreticilerde zarar ettiklerini söylüyor. Yani, hem yiyen şikayetçi, hem de üreten.

Türkiye’de 11 Mart 2020 tarihinde başlayan ve neredeyse ikinci yılına yaklaşan koronavirüs pandemisi süresinde, Antalya OSB’de neler yaşandı, neler değişti?

Buradan ben tekrar, profesyonel çalışan arkadaşlarıma çok teşekkür ediyorum. Biz Antalya OSB’de üretimi bir gün dahi durdurmadan bu işi başarabildik. Bütün sosyal koşulları kontrol altında tutmaya çalıştık. Bu servisler ilgili daha hiçbir kanun çıkmamışken, biz servislerdeki kişi sayısını azalttık. Daha kimse kurmamışken, dezenfektan timleri kurduk ve gerekli hijyeni sağladık. Daha hiç kimse dağıtmamışken biz maske dağıttık. Antalya OSB’nin en büyük özelliği şudur, bir sanayicinin işi beşinci dakika da görülmezse devreye ben girerim. Sanayici hız ister. Biz sanayicinin hızına ayak uydurmak zorundayız.

Bölgede iş yapanlardan neler bekleniyor? Bu beklentilerin gerçekleşmesi için sanayicilere gereken destekler veya kolaylıklar sağlanıyor mu?

Zaten biz burada sanayiciye gerekli destekler ve kolaylıklar sağlanmasının temsilini yapıyoruz. Biz onların lobi gücünün arttırılması felsefine kafamız takık. Yani biz devlete ve şehre en iyi pas veren olmaya çalışıyoruz ve biz tekil projelerin kişileri parlattığına, entegre projelerin şehre değer katacağını düşünüyoruz. Bu yüzden de tekil projeler ile ilgilenmiyoruz. Teknopark projemiz, okul projemiz, OSB içinde yaptığımız otel projemiz, kreş projemiz, kapalı spor salonu içerisinde yaptığımız tırmanma duvarı ile turizmin çeşitlenmesi gerektiğini sözde bırakmayan, özde turizmin nasıl çeşitlenebileceğine, yaptığınız küçük bir dokunuşun, gelecekte kurulacak kulüpler ile gelecekte oradan yetişecek hocalar ile Antalya'nın bir tırmanma ile alakalı bir turizm destinasyonu olmasını temelini attığımız herkese gösteriyoruz. Biz kültürünü oluşturmadığımız hiçbir stratejiyi açıklamıyoruz. Konuştuğumuz her şeyin önünde ve arkasında çok ciddi bir çalışma ekibi, çok ciddi bir çalışma zamanı ve oluşturulmuş kültürü var.

Antalya'da pandeminin en fazla vurduğu sektörler hangileri oldu. Bu sektörlerin eski hallerine dönebilmesi ne kadar zaman alacak?

Antalya mucize bir şehir. Turizmi sekteye uğradığında, gördük ki tarımı ile ön plana çıktı. Yani burası öyle mucize bir şehir. Burası böyle sorunlar yaşadığında devletin bütün yumuşak avuçları bizlerin üzerindeydi. Biz devletimize teşekkür ediyoruz. Tüm kamu bankalarına ve finans şirketlerine ayrıca teşekkür ediyoruz. Tabi, daha iyisi olmaz mıydı, elbette olurdu. Biz bunların söylemlerinde zaten bulunuyoruz. Bizim söylemlerimiz takip ediliyor ve en kısa sürede bizlere dönüş yapılıyor. Ev dışı tüketimde ve turizm tarafında ki tedarikçi firmalar kısmında Antalya'da ki şirketler çok ciddi sorunlar yaşıyor ve yaşamaya devam ediyor. Restoranlar ve bunlara tedarik yapan şirketler çok büyük sorunlar yaşıyor. Ev dışı tüketim ve turizm tedarikçisi firmalarımıza büyüteçle bakıp yardımda bulunmamız çok önemli. Bunun dışında şehir esnafı da ciddi anlamda zorda. Bunlara uzun vadeli çözümler bulmamız lazım, nasıl ki tarımın yüzde 50 faizini devlet karşılamak suretiyle tarım destekleniyorsa, şuan bu bölgede ki restoranlarda, kafelerde ve bu pandemiden çok etkilenmiş sanatçılarımız, sanat çalışanlarımız, aynı tarım sübvansiyonları gibi pandemi sübvansiyonları ile 2 yıl ödemesiz minimum 7 yıl ödemeler ile desteklenmesi gerekiyor.

Bölgenizde faaliyet gösteren sanayicilere alt ve üstyapı hizmetlerinin yanı sıra başka hangi alanlarda ne gibi hizmetler sağladınız? İlk kez sizin başkanlığınız döneminde hayata geçen hizmet ya da uygulamalar nelerdir? 2021 yılında neler yapmayı planlıyorsunuz?

Antalya OSB Türkiye'nin alt ve üst yapısı en gelişmiş organize sanayi bölgesidir. Bunun dışında yaptığımız şeyler, biz örneğin okulu aldık. Okulu almadan önce kurduğumuz eğitim birimi bu güne kadar 9 bin tane sertifika vermiştir. Bu başka bir OSB’de olmayan bir şeydir. Petrol istasyonumuzu yap işlet devret ile yaptık ve sanayicimize daha ucuz akaryakıt sağlıyoruz. Jandarma karakolunu içeriye getirmişizdir ve böylece buradaki güvenliği maksimum seviyeye çıkardık. Otel yaptık. Pandemi de bile yüzde 95 doluluk ile çalıştı. 'Çalışan anneyi çocuğundan ayırmayacağız' dedik ve 96 kişilik kreşimizi gerçekleştirdik. Selçuklu mimarisine uygun camiinin içerisi hattatlar tarafından el işçiliği ile yapılmıştır. Türkiye’nin ilk serasını kurmuş OSB biziz. Yıllık 350 bin bitkiyi sanayicimize ücretsiz kazandırıyoruz. Bunun dışında Türkiye'nin ilk çamur kurutma tesisini kurduk. Bu yaptıklarımızın karşılığını da 3 birincilikle aldık. En çevreci, en yeşil, en doğal OSB seçildik. Mayıs ayında teknik kolejimiz geliyor. Antalya OSB Teknik Koleji. Burada yemesi ücretsiz, kıyafeti, eğitimi ücretsiz, yeni tip bir anlayış ile her çocuğumuzun bir yabancı dil bileceği bir okul olacak. Rehberlik ile pedagoglarla çocuklarımızı geleceğe hazırlayacağız. Arkasından da Teknoparkımız geliyor. Arkasında 27 parsel ile laboratuvarları 60 tane startap, 50 tane kuluçka, tasarım ofisleri, atölyeleri ile teknoparkımız gelecek. Daha saymadığım, Dış Ticaret İstihbarat Merkezi var. Bu da Türkiye'de ilktir. 2 yılık bir çalışmanın sonunda kurulmuştur. Bize başvuran kişiyi ihracata başlatabiliriz, bize başvuran kişiye çok cüzi rakam ile nereden ithalat yapacak, nereden ithalat yapacak dosyayı eline verecek Türkiye’de ki tek kurumuz. Bunun dışında Genç OSD'yi kurduk. Benim Başkanlığımdan bırakacağım şu ana kadar en gurur duyduğum master projemizdir. OSB’deki sanayicilerimizin çocuklarından oluşan ve 38 yaşına kadar içinde kalacakları bir yer Genç OSD. Şuan 70'e yakın kişi var ve ben onlarla gurur duyuyorum.

Ali Bahar’ın Organize Sanayi Bölgesi Başkanlığına uzanan yolculuğunda neler yaptığını, bundan önce hangi görevlerde bulunduğunu merak ediyoruz. Sivil toplum kuruluşları, SİAD'lar ve meslek örgütleri size ne anlam ifade ediyor. Bu kuruluşlar sizce Antalya'nın gelişip güçlenmesi için yeterli gayreti gösteriyor mu?

Sondan başlamak isterim. Bundan yıllar önce bir toplantıya katıldığımda bir kişi bir görüş bildirmişti; ‘Antalya'da SİAD bolluğu var. Her yer SİAD’ demişti. Bunun üzerine ben bir söz almıştım. Ben Antalya'da bu kadar SİAD olmasını çok destekleyen birisiyim. Çünkü insanlar bir araya gelerek bu SİAD'ları kurmuşlar. Ne mutlu ki insanlar görüş bildiriyorlar, ne mutlu ki toplu halde istişare ederek faydalı olmaya çalışıyorlar. Bence bu SİAD'ları kuran ve burada çalışan herkesin elinden öpmek lazım. Bence SİAD bolluğu yok. İlk sorunuza gelince, ben 20 yıldır Ticaret Sanayi Odası içerisinde her görevde bulundum. 2 defa meclis üyesi oldum. Bir defa meclis başkan vekilliği yaptım. Yönetim kurulu üyeliği yaptım. Onun dışında ANSİAD'da çok uzun zamandır bulunuyorum. AOSB’ye gelince burada da 2 dönem yönetim kurulu üyeliği yaptım. Sonra başkan yardımcılığı ve 2 dönemdir de başkanlık yapıyorum. Ayrıca Organize Sanayi Bölgeleri Üst Kuruluşu, Türkiye'nin bütün OSB’lerini yöneten bir kuruluşta geçen dönem başkan yardımcılığını, şimdi de yönetim kurulu üyeliğini yapıyorum. Ayrıca Ticaret ve Sanayi Odasının meclis üyeliğini yapıyorum. Aynı zamanda da TÜSİAD'ın üyesiyim. Bunların dışında Antalya OSB Teknoloji Geliştirme Bölgesinin yönetim kurulu başkanlığını yapıyorum.

Antalya'yı 2021 yılında neler bekliyor. Geçtiğimiz yıllara geri dönebilmemiz ' mümkün mü?

2021’den umutluyum ancak 2020’nin yarası 2021’de sarılır diyemeyiz. Muhakkak bu 2020'nin yarattığı sorunlar en az 3 yıllık veya 5 yıllık bir dilimde etap etap çözülecektir. Özellikle bu yıla çok dikkat etmemiz gerek. 2021 şaka yapılacak bir yıl değil.

Yeni yetişen nesil gençlerin, yaptıkları işlerde başarılı olabilmesi için sizin ne gibi öğütleriniz olacak?

En sevdiğim şey gençlerin olduğu yerde konuşmak. Burada tek cümlede her şeyi anlatabilirim. Barack Obama'nın eşi Michelle Obama'nın veda konuşması beni çok etkilemişti. Bende aynı sözleri söylemek istiyorum: ‘Gençler, umutlu olun, odaklanın, kendinizi güçlendirin ve cesaretli olun.'